Türkiye’deki Rejim Bunalımı: Ortak Akıl ve Örgütlü Toplum

Türkiye’nin siyasal ve hukuksal sorunlarını masaya yatıran Cumhuriyet gazetesi, Yuvarlak Masa Söyleşileri’nin ilk toplantısını geçtiğimiz hafta gerçekleştirdi. Moderatörlük görevini üstlenen Prof. Dr. Emre Kongar, hukukçular Nazan Moroğlu, Dr. Başar Yaltı ve siyaset bilimci Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu ile bir araya geldi. Kongar, söyleşinin içeriği hakkında bilgi vererek, Türkiye’nin mevcut siyasal, anayasal ve ekonomik meselelerinin ele alınacağını belirtti. İlk söyleşinin odak noktasının rejim bunalımı olduğunu vurgulayan Kongar, “Türkiye’nin sorunlarının kaynağı rejim bunalımıdır. Bu bunalımı değerlendirirken, Cumhuriyet rejiminin durumu nedir, parlamenter demokrasinin durumu ne gibi sorular üzerinde duracağız. Rejimi koruma yollarını ve Anayasa Mahkemesi kararlarını dinlemeyen bir iktidarla nasıl başa çıkabileceğimizi tartışacağız” dedi.

Söyleşiye katılan Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, 16 Nisan 2017’deki referandumun Türkiye’deki en önemli değişikliklerden biri olduğunu belirtti. Kalaycıoğlu, bu değişimin köklerinin 1982 Anayasası’na kadar gittiğini ifade etti. “1982 Anayasası ile oluşturulan cumhurbaşkanlığı yapısı, parlamenter rejimlere özgü olmayan olağanüstü yetkilere sahip bir pozisyon yarattı. Bu yeni yapı, hem hukuken hem de siyaseten sorumsuz bir cumhurbaşkanlığı ile sonuçlandı. Cumhurbaşkanı, yasamada ve yürütmede önemli yetkilere sahipken, aldığı kararların siyasi sorumluluğunu taşımamaktadır” diye ekledi.

Kongar, Kalaycıoğlu’na dönerek, bu durumun Kenan Evren’in kendine biçtiği bir rol olup olmadığını sordu. Kalaycıoğlu, bu rolün siyasetçiler için cazip hale geldiğini, 1989’da Turgut Özal’ın cumhurbaşkanı seçildiğini ve sonraki süreçte de bu pozisyona seçilenlerin birer birer belirlendiğini anlattı. “2007’de AK Parti, kendi içinden bir cumhurbaşkanı seçme hakkını benimsedi. Bu durum, Meclis’te uzlaşma sağlanamaması üzerine halk oylamasına gitme gerekliliğini doğurdu. Türkiye artık halkın doğrudan hem cumhurbaşkanını hem de Meclis’i seçtiği bir rejim yapısına geçiş yaptı” dedi.

Kalaycıoğlu, 2007 yılının parlamenter demokrasiye ilk darbenin vurulduğu tarih olup olmadığını sorgularken, bu tartışmaların derinleştiğini ve Türkiye’nin siyasi atmosferinde yeni bir dönemin başlangıcını müjdelediğini belirtti. Yuvarlak Masa Söyleşileri, Türkiye’nin geleceği için önemli bir platform olma yolunda ilerliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir